← Yayınlar'a dön
SERİ: AVUKATLIKTA TEKNOLOJİ VE YAPAY ZEKÂ · YAZI 1/40

404 not found: İçtihat Bulunamadı

21 Eylül 2026 · Aydoğan Tan

Duruşma salonunda bir cümle

Haziran ayında, Ankara'nın Kızılcahamam ilçesindeki bir Asliye Hukuk Mahkemesinde, karşı taraf vekili söz aldı ve dilekçede sıralanan Yargıtay kararlarından birinin künyesini yüksek sesle okudu. Sonra ikincisini. Sonra üçüncüsünü.

O künyeler UYAP'ta yoktu.

Mahkeme aynı gün hem Ankara Barosu'na hem Cumhuriyet Başsavcılığı'na yazı gönderdi. Dilekçeyi imzalayan Avukat E.Ç., yirmi beş yıllık bir meslektaşımızdı. Dosyada üç avukat birlikte çalışıyordu; ama imza tekti ve sorumluluk imzayı takip etti.

Bu, Türkiye'de yapay zekâ kaynaklı bir dilekçe hatasının hem disiplin hem ceza soruşturmasına dönüştüğü medyaya yansıyan ilk olay. Ve tam da bu yüzden, bu yazı bir avukatı yargılamak için değil; onun yerinde olmamak için yazıldı.

"Kararlar tamamen uydurma değildi"

Avukat E.Ç.'nin savunması, olayın en öğretici kısmı:

"Kararlar tamamen uydurma değildi. İçerikleri mevcut olan Yargıtay kararlarıydı. Ancak daire numaraları ve karar künyeleri yanlış yazılmıştı."

Bu cümleyi hafifletici bir mazeret olarak okumayın. Tam tersine: en tehlikeli hata türünü tarif ediyor.

Tamamen uydurulmuş bir karar, dikkatli bir okumada sırıtır. İçerik tutarsızdır, dil yapaydır, hukuki akıl yürütme havada kalır. Oysa burada olan şey başka: Modelin ürettiği hukuki içerik makul, hatta doğru; sadece o içeriğin adresi yanlış. İnsan gözü içeriği okur, tatmin olur ve künyeyi kontrol etmeye gerek duymaz. Çünkü künye zaten "detay" gibi görünür.

Ancak göründüğü gibi de değildir. Mahkeme için künye, iddianın doğrulanabilirliğidir. Bir kararın varlığını iddia ediyorsanız, o kararı gösterebilmeniz gerekir. Gösteremediğinizdeyse geriye kalan şey hukuki görüş değil, bir beyandır.

İşte yapay zekâ ile çalışan avukatın karşılaştığı asıl risk burada: Yapay zekâ araçları içeriği hatırlamaz, mevcut verileri analiz ederek içeriği yeniden üretir. Bir fotoğrafınızı yükleyip, "80'lerde yaşasaydım nasıl görünürdüm?" promptunu girdiğinizde fotoğrafınızı Photoshop benzeri bir araç mantığıyla düzenlemez, fotoğrafı yeniden üretir. Yine, bir dil modeli "6. Hukuk Dairesi 2019/4521 E., 2020/1187 K." yazdığında, bir veri tabanından o künyeyi çekmiş olmaz; o künyenin nasıl görünmesi gerektiğini üretir. Biçim kusursuzdur ama gönderme boştur. Buna "halüsinasyon" deniyor ama daha dürüst bir isimlendirme yapsak sanırım "makul görünüşlü uydurma" olurdu.

Bu yalnızca bir Türkiye hikâyesi değil

Kızılcahamam dosyasını istisna sanmak rahatlatıcı olurdu ama veriler aksini söylüyor.

Hukukçu-araştırmacı Damien Charlotin'in tuttuğu AI Hallucination Cases adlı bir veritabanı var. Burada ülkelerdeki halüsinasyon vakalarının kaydını tutuyor ve bu yazının yayımlandığı 30 Eylül 2026 itibarıyla 2.095 dosya var. En çok vaka ABD'de: 1.431 adet. Kanada 222, Avustralya 112, İsrail 57, Brezilya 41 vaka ile devam ediyor. Türkiye'den bir kayıt yok (henüz Kızılcahamam kayıtlara girmemiş), ancak bir tane KKTC kaydı olduğu görülüyor. Bunlar mahkemelerin kayda geçirdiği, yani yakalanan vakalar. Yakalanmayanları ise kimse bilmiyor.

Yaptırımlara bakıldığında, verilen cezaların hiç de sembolik olmadığı açık:

Ülke / DosyaYaptırım
Avustralya — Dey v Minister for Immigration (Eylül 2026)Altı uydurma içtihat için avukata 9.600 AUD
ABD — Beus Gilbert PLLC v. BYU (Eylül 2026)3.000 USD para cezası + zorunlu etik eğitimi
Hindistan — Vijay Ghanshyam Gadiya v. Union of India (Eylül 2026)Yüksek Mahkeme, YZ kaynaklı sahte atıflara dayanan ceza kararını kaldırdı
TanzanyaAltı ay meslekten men
Arka planda 'Adalet Mülkün Temelidir' yazısı bulunan bir duruşma salonunda, Yargıtay başlıklı bir karar belgesi
Evet, bu görsel de yapay zeka!

2026 verilerine göre dünya çapında hukuk profesyonellerinin %69'u yapay zekâ kullanıyor. Daha iki yıl önce bu oran %27'ydi. Yapay zekâyı kullananların %28'i ise her gün kullandığını söylüyor. Buna karşılık büro düzeyinde kurumsal bir araç benimsemiş olanların oranı %46'da, hukuka özel bir araç kullananlar %34'te kalıyor.

Bu makasın anlamı şu: meslektaşlarımız yapay zekâyı büro politikası olmadan, denetimsiz ve çoğu zaman kimseye söylemeden kullanıyor. Kızılcahamam dosyası o makasın içinden çıktı.

Ortada hukuken ne var?

Olayı tek bir başlık altında tartışmanın yanıltıcı olduğunu düşünüyorum:

1. Usul (HMK m.29): Taraflar dürüstlük kuralına uygun davranmak, "davanın dayanağı olan vakıalara ilişkin açıklamalarını gerçeğe uygun biçimde" yapmakla yükümlüdür. Var olmayan bir künyeyi mahkemeye sunmak, en hafif okumayla bu yükümlülüğün ihlalidir. Burada kusurun derecesi tartışılır elbette ama ihlalin varlığı tartışılamaz.

2. Disiplin (Avukatlık Kanunu m.34 ve m.134): M.34, avukatı, görevini "özen, doğruluk ve onur içinde" yerine getirmekle yükümlü kılar. 24 Aralık 2025 tarihli 7571 sayılı Kanun'la yeniden düzenlenen m.134 ise, "özen ve doğruluk yükümlülüklerine uymayan hâl ve hareketlerin" tespiti halinde, ihlalin niteliğine ve eylemin ağırlık derecesine göre disiplin cezası verileceğini söyler. Maddenin bu yeni lafzı önemli, zira orantılılık artık metnin içinde yer alıyor. Doğrulamadan içtihat sunmak ile bilerek uydurmak aynı kefeye konulamaz, konulmamalıdır.

3. Ceza Hukuku: Soruşturmanın hangi isnatla açıldığı kamuoyuna yansımadı (ya da ben bu yönde bir haber bulamadım). Akla gelen hükümler TCK m.204-207 (belgede sahtecilik) ve m.206 (resmi belge düzenleyen kamu görevlisine yalan beyan). Ancak bu suçların tamamı kasıt ister. Bir avukat, kendisi de yanıltılarak, doğruluğuna inandığı bir künyeyi dilekçeye yazdıysa, sahtecilik kastından söz edilemez. Burada olsa olsa özensizlik vardır ki özensizliğin yeri de disiplin hukukudur, ceza hukuku değil.

Bu ayrımın, meslek için hayati nitelikte olduğunu düşünüyorum. Avukat Hakları Grubu'ndan gelen "savunma faaliyetinin cezalandırılması" eleştirisi tam da bu noktaya oturuyor ve Birleşmiş Milletler'in avukatlık mesleğine ilişkin Havana İlkeleri'ne dayanıyor: Avukat, dava faaliyeti nedeniyle baskı altına alınamaz.

Benim görüşüm: doğrulamadan sunmak ağır bir özen ihlali olarak kabul edilebilir, ancak ceza soruşturması ölçüsüzdür. Bu ayrımı savunamazsak, iki kötü sonuçtan birine varırız: Ya avukatlar teknolojiden korkarak uzak durur, ya da korkudan hatayı gizlemeyi öğrenirler. İkisi de savunma hakkını zayıflatır.

Peki zeki bir avukat bu tuzağa nasıl düşer?

Bu sorunun cevabı bence "dikkatsizlik" değil. Doğru cevap, yapay zekâ araçlarının nasıl çalıştığına dair yanlış bir kanaate dayanıyor. Çoğu meslektaşımız, genel amaçlı bir sohbet botunu, arama motoru sanıyor. Oysa arada temel bir fark var:

Model, önceden karşılaşmadığı yeni bir veriyle karşılaştığında, istatistiksel olasılıkları hesaplayarak yeni bir çıktı üretir. Yani aslında yapay zekâ yalan söylemiyor, sadece modelin doğruluk diye bir kategorisi yok. Onu doğruluk üreten bir sisteme dönüştüren tek şey, ürettiği çıktıların bir kaynağa bağlanması olur ki bu bağlamayı yapacak olan kişiyse avukattır.

Bu tür hatalar, hep de işin iyi gittiği anlarda olur. Model size akıcı, yerinde, hukuken makul bir paragraf verdiğinde güveniniz artar; güven arttıkça da denetim gevşer. Dosya kapsamlıysa, süre doluyorsa, saat geceyse denetim büsbütün gevşer. Kızılcahamam'daki yirmi beş yıllık meslektaşımızın hatası bilgi eksikliği değildi; bir güven hatasıydı.

TBB ne diyor?

Türkiye Barolar Birliği, 28 Ağustos 2026'da Avukatlar İçin Yapay Zekâ Kullanımı Tavsiye Rehberi'ni yayımladı. Rehber dört temel ilke koyuyor: Meslek sırrının korunması, veri güvenliği, insan denetimi ve nihai hukuki sorumluluğun devredilemezliği. TBB Başkanı Sağkan'ın ifadesiyle: "Avukat, mesleki sorumluluğunu hiçbir aşamada yapay zekâya devredemez."

Rehber ayrıca dört kademeli bir risk modeli öneriyor: Serbest kullanım (genel mevzuat araştırması, anonim metin özeti), sınırlı ve kontrollü kullanım (dilekçe taslağı), özel tedbir gerektiren kullanım (hassas veri — kapalı sistem, KVKK denetimi) ve yasak alanlar.

Rehberin yayımlanması doğru yönde, sağlam bir ilk çerçeve oluşturuyor. Ama zamanlamaya da dikkat çekmek isterim ki rehber, Kızılcahamam konusundan iki ay sonra yayımlandı. Meslek kuralları, teknolojinin arkasından yürüyor ve bu yazının asıl uyarısı da bu: Rehberi beklemeyin, kendi protokolünüzü bir an önce kurun.

Bugün kurabileceğiniz protokol: Yedi adım

Aşağıdaki liste, yapay zekâ destekli bir metni mahkemeye sunmadan önce gözden geçirmeniz gereken asgari denetimi içeriyor. Uygulaması beş dakika sürer; alternatifi ise iki adet soruşturma olabilir.

  1. Hiçbir künyeyi yapay zekâ araçlarına doğrulatmayın: Uydurmayı üreten sisteme "bu doğru mu?" diye sormak, aynı sisteme ikinci kez güvenmektir. Doğrulama UYAP, Emsal (Karar Arama) veya abone olduğunuz hukuk veri tabanı üzerinden yapılmalıdır.
  2. Her künyeyi tek tek açın: Daire, esas no, karar no, tarih. Dördü de tutmuyorsa künye yoktur.
  3. Kararı açtıktan sonra içeriğini okuyun: Künye doğru olabilir ama karar metni farklı bir şey söylüyor olabilir.
  4. Pinpoint alıntı yapın: "Yargıtay şu yönde karar vermiştir" yerine kararın ilgili paragrafını doğrudan aktarın. Alıntı yapamıyorsanız, o kararı henüz okumamışsınızdır.
  5. Madde numaralarını ve yürürlüğü kontrol edin: Modeller mülga hükümleri hala yürürlükteymiş gibi kullanabiliyor. Buna da dikkat etmek önemli.
  6. Süre ve tarih hesaplarını asla modele bırakmayın: Hak düşürücü bir sürenin artık geri dönüşü olmayacaktır.
  7. İmzalamadan önce kendinize sorun: "Bu metindeki her iddianın kaynağını hakim bana sorsa, kısa süre içinde gösterebilir miyim?" Cevap hayırsa imzalamayın.

Bu protokolün hiçbir maddesi yapay zekâ kullanmamanızı söylemiyor. Tam tersine: doğrulama disiplini kurulduğunda, yapay zekâ taslak üretiminde, karşı argüman çıkarmada ve uzun metin taramasında gerçekten zaman kazandırır. Kazandırmadığı tek şey, kaynak doğrulamasıdır ve zaten kimse de ondan bunu istememeli.

Son söz

Kızılcahamam dosyasında asıl çarpıcı olan, bir avukatın yapay zekâ kullanması değil. Asıl çarpıcı olan, bunu bir iş akışı olmadan yapması — ve maalesef bunun, bugün Türkiye'deki büroların ezici çoğunluğu için geçerli olması.

O dilekçedeki üç yanlış künye, bir teknolojinin de başarısızlığı değildi. Bir yöntemin yokluğuydu.

Yöntem kurulabilir. İnanın sadece dakikalar sürüyor.